Ama korelasyonlar koptu, geleneksel ilişkiler dağıldı ve altın fiyatlarının ezber bozan garip seyrine tanık olmaya başladık. Kelimenin tam anlamıyla altın piyasasında bildiğimiz tüm kurallar altüst oldu.
"Güvenli liman" dediğimiz altının savaş zamanlarında fiyatının artmasını ve yoğun talep görmesini beklerdik. Ancak bu temel fiyat davranışından bile koptuğuna şahit olduk. Artık fiyat hareketlerinden sonra, yaşanmış bitmiş gelişmeleri izah etmek için son derece zorlama yorumlar yapılıyor. Ama işin aslı; altın fiyatlarında ne olup bittiğini tam olarak kavrayamıyoruz. Eski metotlarla ve geçmiş ezberlerle yapılan analizler ise artık fena halde sırıtıyor ve doğal olarak tutmuyor.
Yaşadığımız bu durumu Toby Nangle, Financial Times'taki yazısında gayet güzel ifade etmiş: "We don't understand the gold price. Maybe we never did." (Altın fiyatını anlamıyoruz. Belki de hiçbir zaman anlamamıştık.)
Peki neden böyle oldu?
Rusya'nın finansal varlıklarına el konulması küresel sistemde büyük bir kırılma başlattı. "Döviz rezervlerimiz başka bir ülkenin finansal sistemi içinde tutuluyorsa, siyasi bir anlaşmazlık durumunda bu varlıklara erişimimizi kaybedebilir miyiz?" sorusunun cevabının basitçe "evet" olduğu anlaşıldı. Bu gelişmeyle birlikte pek çok ülke yeni altın rezervlerini kendi bünyesinde depolamaya başlarken, bazı ülkeler ise İngiltere ve ABD'de tuttukları altınları kendi ülkelerine geri taşıdı.
Yine de geçerliliğini koruyan bir gerçek var: Altın hâlâ güçlü bir birikim aracı ve enflasyondan koruma gücü son derece yüksek. En güzel yanı da kimsenin tekelinde veya kontrolünde olan bir para birimi değil; binlerce yıllık mazisi ve kuvvetle muhtemel çok güçlü bir istikbali olan küresel bir değer.
Altınınıza sahip çıkın...
https://www.ft.com/content/f0d7a819-7bdf-486d-9fd1-b8cf2eeee15a





