30 Ekim 2026 Cuma

Kıymetli Maden Depo Hesapları

Bu grafiği yıllardır ay ay takip ediyorum: Bankalardaki Kıymetli Maden Depo Hesapları.

BDDK tarafından TL olarak yayımlanan verileri dönem sonu BİST kapanış altın/TL kurundan tona çevirir, ton bazlı altın miktarını izlerdim.

Ancak yakın zamana kadar %99’u üzerinde altın olan bu hesapların içindeki altın ağırlığı hızla gerileyerek Haziran 2026 itibarıyla %93’e düştü.

Dolayısıyla artık bu hesaplara toptan altın muamelesi yapmak metodolojik olarak doğru değil. Alışkanlıkla az önce ilan edilen taze verilerden hazırladığım bu grafiği yine de son bir kez paylaşayım.

Bundan sonra banka hesaplarındaki altın miktarları için BDDK'nın 3 ayda bir yayımladığı Fintürk verilerini esas alacağız...

BDDK'nın bundan sonra bu hesapları altın, gümüş vb. gibi detaylandırarak yayımlamasında fayda olabilir. Bunu Kurum'a ileteceğim.



Ders niteliğinde bir case study:

İş dünyası için ders niteliğinde bir case study: yetenekli personelin rakiplere kaptırılması.

Yıllık 2 milyar $ ciro, sıfır borç ama şok edici bir çöküş...

ABD'li dev hukuk firması Weil, sıfıra yakın borcu ve yıllık 2 milyar $ geliri varken sadece kilit personelini ve yetenekli ekiplerini kaybettiği için iflas kararı aldı.

Sebep?

Finansal bir kriz veya borç yükü değil, tamamen yetenek göçü.

Şirketlerin gerçek temeli yetişmiş, çalışkan, itimat edilebilir personelidir.

Aksi halde karşılaşılacak en tehlikeli kriz finansal değil; bankaların bile kurtaramayacağı nitelikli insan kaybıdır.

Personelinize sahip çıkın.

28 Ekim 2026 Çarşamba

Bir itiraf: Altın fiyatını anlamıyoruz

Eskiden altın fiyatları hakkında konuşmak çok daha kolaydı. "Faizler artar, altın düşer" derdik mesela.

Ama korelasyonlar koptu, geleneksel ilişkiler dağıldı ve altın fiyatlarının ezber bozan garip seyrine tanık olmaya başladık. Kelimenin tam anlamıyla altın piyasasında bildiğimiz tüm kurallar altüst oldu.

"Güvenli liman" dediğimiz altının savaş zamanlarında fiyatının artmasını ve yoğun talep görmesini beklerdik. Ancak bu temel fiyat davranışından bile koptuğuna şahit olduk. Artık fiyat hareketlerinden sonra, yaşanmış bitmiş gelişmeleri izah etmek için son derece zorlama yorumlar yapılıyor. Ama işin aslı; altın fiyatlarında ne olup bittiğini tam olarak kavrayamıyoruz. Eski metotlarla ve geçmiş ezberlerle yapılan analizler ise artık fena halde sırıtıyor ve doğal olarak tutmuyor.

Yaşadığımız bu durumu Toby Nangle, Financial Times'taki yazısında gayet güzel ifade etmiş: "We don't understand the gold price. Maybe we never did." (Altın fiyatını anlamıyoruz. Belki de hiçbir zaman anlamamıştık.)

Peki neden böyle oldu?

Rusya'nın finansal varlıklarına el konulması küresel sistemde büyük bir kırılma başlattı. "Döviz rezervlerimiz başka bir ülkenin finansal sistemi içinde tutuluyorsa, siyasi bir anlaşmazlık durumunda bu varlıklara erişimimizi kaybedebilir miyiz?" sorusunun cevabının basitçe "evet" olduğu anlaşıldı. Bu gelişmeyle birlikte pek çok ülke yeni altın rezervlerini kendi bünyesinde depolamaya başlarken, bazı ülkeler ise İngiltere ve ABD'de tuttukları altınları kendi ülkelerine geri taşıdı.

Yine de geçerliliğini koruyan bir gerçek var: Altın hâlâ güçlü bir birikim aracı ve enflasyondan koruma gücü son derece yüksek. En güzel yanı da kimsenin tekelinde veya kontrolünde olan bir para birimi değil; binlerce yıllık mazisi ve kuvvetle muhtemel çok güçlü bir istikbali olan küresel bir değer.

Altınınıza sahip çıkın...

https://www.ft.com/content/f0d7a819-7bdf-486d-9fd1-b8cf2eeee15a



22 Ekim 2026 Perşembe

Altın rezervleri

Merkez Bankası’nın altın rezervleri, 16 Ekim haftasında önceki haftaya göre 0,5 ton artarak 795 tona ulaştı. Toplam rezervlerin %63,2’sini altın oluşturuyor. Detaylara bakıldığında, TCMB’nin altın rezervlerinin %28’i, toplam rezervlerinin ise (altın + döviz) %18’i, bankaların altın hesaplarından alınan zorunlu karşılık altınlarından oluşuyor. Bankalardaki altın hesapları, yalnızca bankacılık sistemi açısından değil, ülkenin uluslararası rezervlerine sağladığı katkı bakımından da önemli bir güç kaynağı.



Hindistan’dan Türkiye Finans Sektörüne Bir Altın Dersi

Hindistan’da son derece yaygın bir finansal ürün var: Altın Teminatlı Kredi.

Mantık basit; elinizdeki altını bankaya rehin veriyorsunuz, banka altının piyasa değerinin %75 ila %85’i kadar anında (1 saat içinde) size nakit kredi veriyor.

Bankalar, fiziki altın kasada durduğu için bilançolarını %100 güvence altında görüyordu.

Ancak altın fiyatları hiç olmadığı kadar sert dalgalanınca sistemin zayıf karnı ortaya çıktı:

  1. Borçlu Profili: Altınını rehin verip kredi alan kişiler, diğer seçeneklerle kredi alamayan kişiler. Altın rehni son çare.
  2. Teminat: Altın fiyatları geri çekilip marj kapandığında (verilen teminat, borcu kapatamaz hale geldiğine) ödeme gücü zaten olmayan bu borçlu ek teminat (margin call) veremiyor.

Sonuç: Bankalar krediyi kapatmak için fiziki altınları satmak zorunda kalıyor.

Türkiye’de yastık altı birikimleri finansal sisteme kazandıracak bu çapta esnek bir bireysel altın kredisi ürünü uygulamada yok.

Oysa kesinlikle olmalı.

Hindistan bu anlamda bizim için harika bir laboratuvar.

Hindistan’ın düştüğü 2 temel hata:

1. Kredi/Teminat Oranı: %75-85 bandı, altın gibi volatil bir emtiada çok yüksek bir risk marjıdır.

Başlangıç oranı maksimum %50 ile sınırlandırılmalıdır. (1 milyon TL’lik altına en fazla 500 bin TL kredi). Böylece piyasa düşüşlerinde banka için devasa geniş bir güvenlik tamponu oluşur.

2. Vade Tarihinde Ödemeli Yapı: Vade boyunca sadece faizin ödendiği, anaparanın en son kapatıldığı modeller borç yükünü sabit tutuyor ve fiyat düşüşlerinde teminat açığını büyütüyor. Kredi geri ödemeleri 1 ay sonra başlamalı ve mutlaka anapara + faiz (eşit taksitli) içermelidir. Borç anaparadan düştükçe, teminat açığı riski kendiliğinden erir.

https://www.ndtvprofit.com/economy/is-there-a-ticking-time-bomb-in-indias-gold-loan-portfolio-12214515


21 Ekim 2026 Çarşamba

Aynı emtia, üç farklı piyasa

Türkiye’de altın fiyatları ile uluslararası fiyatlar arasındaki fark negatife dönerken, Çin’deki fiyat farkı daralmaya başladı. Hindistan’da ise fark 350–400 USD/kg bandında yatay seyrediyor.

Fiziki altına olan talebin güçlü olduğu bu üç büyük piyasadaki fiyat farkları, yatırımcıların fiziki altına yönelik talebinin yönünü ve yoğunluğunu izlemek açısından önemli göstergeler sunuyor.

Aynı emtia, üç farklı piyasa, üç farklı fiyatlama dinamiği.
Altın piyasasında yalnızca ons fiyatını değil, yerel piyasaların uluslararası fiyata göre nasıl fiyatlandığını da takip etmek gerekiyor.

20 Ekim 2026 Salı

Gelecek: fiziki karşılığı olan dijital altın...

 

Dünya Altın Konseyi: 
Dijital altın piyasasının değeri, genç yatırımcıların ilgisiyle, 2025 yılının başından bu yana üç katına çıkarak 55 milyar dolara ulaştı.

Dijital altının yılda yaklaşık yüzde 27 oranında büyüyerek 2031 yılına kadar 170 milyar dolara ulaşmasını bekleniyor.

Genç yatırımcılar (25-34) dijital altın konusunda yüksek farkındalığa sahip. Dijital altın Çin, Hindistan ve Endonezya'da genellikle sosyal medya uygulamaları, ödeme platformları ve bankacılık uygulamaları aracılığıyla satılıyor.

Dijital altının ölçek kazanması için dört engel:

1. Güven: Yatırımcıların çok büyük kısmı yatırım yapmadan önce platforma güvenmeyi önceliklendiriyor. Fiziksel altına dönüştürme imkanı olması çok önemli

2. Erişim: Dijital altın, super app, ödeme platformları ve bankacılık uygulamaları gibi bilinen kanallara entegre edildiğinde benimsenme oranı, bu dağıtım kanallarının bulunmadığı piyasalara kıyasla yedi kata kadar çıkabiliyor.

3. Kullanım alanı: Altının yalnızca "değer saklama aracı" olmanın ötesine geçmesi, talebi artırabilir. Getiri elde etme ve teminat olarak kullanma, ödemelerde kullanımdan daha çok öne çıkıyor.

4. Rekabetçi fiyatlama: Dijital ürünler fiziksel altın ve altın destekli ETF’lerle fiyat bakımından rekabet edebilmelidir. Düşük fiyat tek başına yatırım nedeni olmasa da rekabetçi olmayan maliyet önemli bir engel.

rapor: https://www.gold.org/goldhub/research/digital-gold-market-report