Bankalardaki altın mevduatı Haziran-Eylül döneminde 1,5 ton artarak 654,1 tona ulaştı ve yeni bir
rekor kırdı. Öyle ki, bankalardaki her 1.000 TL’lik toplam mevduatın 132
TL’si artık altın hesaplarından oluşuyor.
Bu altının 96 tonu katılım bankalarında bulunuyor.
Katılım bankalarının bankacılık sektöründeki toplam aktif payı %10
seviyesindeyken, altın bankacılığındaki payları %15’i buluyor.
İlk bakışta sadece bu veriye dayanarak "Altın yatırımcısı katılım
bankalarını tercih ediyor" çıkarımı yapıldığını ve bunun üzerinden
çeşitli analizler kurgulandığını görüyorum. Ancak bu yaklaşım pek doğru değil.
Çünkü katılım bankaları arasında tek bir oyuncunun
elindeki altın miktarı, geri kalan tüm katılım bankalarının toplamından daha
fazla. Yani ortalamayı saptıran bu katılım bankası dışarıda bırakıldığında,
katılım bankalarının altın bankacılığındaki payı da %10 seviyesine oturuyor.
Altın bankacılığına ilk giren ve en çeşitli ürün yelpazesini sunan bu banka,
söz konusu altın olunca mevduat bankası müşterilerinden de ciddi bir rağbet
görüyor.
Diğer yandan, yurt dışı yerleşiklerin altın
hesaplarındaki miktarı ve payı istikrarlı bir şekilde artıyor. 5 yıl önce 8 ton
altınla altın hesapalrın %1,6’sına sahip olan yurt dışı yerleşikler, bugün 21 ton ile paylarını %3,3’e
çıkararak ikiye katlamış durumda.
Altın hesaplar, fiziki altın talebinin önemli bir
kısmını ithalat yerine kaydi altına yönlendirerek cari açığın azaltılmasına kayda değer bir katkı sağlıyor.
Bankalardaki altın hesapların bir diğer kritik fonksiyonu ise TCMB
rezervleri üzerinde: Merkez Bankası rezervlerinin yaklaşık 5’te 1’i,
bankalardaki bu altın hesaplarından alınan zorunlu karşılıklardan oluşuyor.
Tüm bu stratejik faydalarına rağmen altın hesaplarda
bir teşvik mekanizması bulunmadığı gibi vergi yükü var. Altınlarınızı kayıtdışı
alarak yastık altına koymak yerine bankalardan almayı tercih ederseniz binde 2
vergi ödüyorsunuz…