TCMB’nin resmi rezerv varlıklarındaki altın miktarı 800 tonu aşmış durumda. Toplam rezervler içindeki payı ise %62 seviyesine ulaştı.
Bu orana ulaşılmasında, kasaya giren fiziki altından ziyade, küresel altın fiyatlarındaki rallinin "değerleme etkisi" başrolü oynuyor.
TCMB rezervlerinin kompozisyonunu ve büyüklüğünü belirleyen 5 temel dinamik var:
Direkt Alımlar: TCMB’nin piyasadan doğrudan topladığı altınlar.
Zorunlu Karşılıklar (ZK): Bankaların yatırdığı altınlar (Altınların büyük kısmı vadesiz olarak hesaplarda: ZK oranı %30 !).
Hazine Altınları: Hazine’nin TCMB nezdindeki hesabı.
Serbest Depo: Mülkiyeti bankalara/mudilere ait olan ancak TCMB kasasında saklananlar.
Altın Fiyatı: (Miktar sabit kalsa bile, fiyat artışı altının toplam rezervdeki payını matematiksel olarak büyütür).
Resmi bir politika olmasa da, TCMB yönetiminin rezerv kompozisyonunda altın payının %60’ın üzerine çıkmasını arzu etmediğini düşünüyorum.
Buna en güçlü dayanağım ise; TCMB’nin daha önce düzenli olarak yaptığı yurtiçi madenlerden altın alımını (aylık ortalama 3 ton) durdurma kararıdır.
Şu anki artış, TCMB'nin aktif bir politikasından ziyade; fiyat etkisi, serbest depo girişleri ve ZK mekanizmasının yarattığı "pasif" bir yükseliştir.
TCMB artık altın alımından ziyade altın satışını düşünebilir: ülkede fiziki altın kıtlığı had safhada, altın fiyatları zirvelerde, rezervler -kendi malı- altın dolu...

