2023 yılını 453 ton altın ile bitiren bankacılık sektöründeki altın miktarı 223 ton (%49) artarak 676 tonu aştı.
Bu miktar artışına altının değerindeki %400'e yakın fiyat artışı da eklenince altın hesapların payı ciddi anlamda yükselmiş oldu.
2023 yılını 453 ton altın ile bitiren bankacılık sektöründeki altın miktarı 223 ton (%49) artarak 676 tonu aştı.
Bu miktar artışına altının değerindeki %400'e yakın fiyat artışı da eklenince altın hesapların payı ciddi anlamda yükselmiş oldu.
Gümüşteki temel "problem" şu: endüstriyel bir ürün...
Madenlerden çıkarılan altının büyük kısmı külçe, mücevherat vb gibi çeşitli formlarda bireylere sunulurken madenlerden çıkartılan gümüşün büyük kısmı ise güneş paneli üreticileri vb gibi endüstriyel kullanıma gidiyor.
Altın merkez bankaları tarafından stoklanıyor. Gümüş ise bir rezerv enstrümanı değil. Fiziki altına sıkışıldığı dönemlerde son çare swap satın alma gibi seçeneklerle merkez bankaları piyasaya altın verirken piyasadan altın alırken gümüşte böyle bir kapı yok.
Pandemiden beri gümüş talebi arzın üzerinde seyrediyor ve bu makas artık fiyatlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor...
(Financial Times, 16.04.2026)
1995 Nisan - Milliyet Gazetesi'nde yayımlanan bu arşiv haber, Türkiye'deki altının uluslararası fiyatlara göre ons başına 4 dolar (995/1000 altında kiloda 128 dolar) daha pahalı olmasını sorguluyor.
Bu fark 2-3 ay önce kiloda 10 bin doların üzerindeydi! Yani Türkiye'de 1 kg altın, uluslararası fiyatın 10 bin dolar üzerinde satılıyordu.
O zamanki sebep de elbette arz-talepmiş. Habere göre son 1 haftada 5 ton altın satılınca ve stoklarda altın azalınca fiyatlar artmış. "Demirbank altın ithal ediyor, başka firmalar da ithalat yapacak, dayanın" deniyor haberde...
Katılım bankalarındaki altın hesaplar son 1 ayda 1.5 ton, son 1 yılda ise 32.6 ton artarak 116.7 tona (%17.3 paya) ulaştı. Bu artışlar sektör ortalamasının biraz üzerinde gerçekleşen artışlardır.
Resmin geneline bakınca katılım bankalarının altın hesaplarda aktif büyüklüklerinin yaklaşık 2 katı bir paya sahip olduğu söylenebilir. Ancak; bu altınların yaklaşık yarısı sadece 1 katılım bankasında. Bu banka (Kuveyt Türk) hariç tutulduğunda katılım bankalarının altın hesaplardaki payının aktif paylarına eşit olduğu görülüyor...
Mart ayında 100 ton gümüş ithalatı gerçekleşti. Böylece yılın ilk çeyreğindeki gümüş ithalatı, bir önceki yılın %85'ine ulaşmış oldu.
Bu durumun sebebi tabi ki talep. Gümüşte "herkeş alıyor, ben de alayım" furyası yaşanınca piyasada büyük bir gümüş kıtlığı yaşandı ve gümüşün kilosunun uluslararası fiyatın %25 üzerinde satıldığı gün yaşadık (5 Şubat). Firmalar gümüş getirmekte seri olamadılar, herkes gümüş getirmeye başladığında ise rafinerilerde külçe haline getirilmeyi bekleyen gümüş dağları, uzun sıralar oluştu...
Fiziki gümüşe fiyatının %20 üzerinde bedel ödeyerek sahip olanlar elbette kötü bir başlangıç yaptılar gümüş yatırımına. Oysa, tıpkı altında olduğu gibi, banka gibi güvenilir platformlarda kaydi gümüş seçeneği de mevcut.
Mart ayında yurt dışından 8.5 ton altın getirildi. 2024 Ocak'tan itibaren fiilen uygulanmaya başlanan aylık 12 tonluk altın ithalat kısıtı devam ediyor.
Altındaki ithalat kotası sebebiyle yurt içinde altına talebin yüksek olduğu dönemlerde fiziki altın karaborsa oldu: kilosu uluslararası fiyatın 10 bin doların üzerinde satıldı.
Bu noktada kaydi altının önemi bir kez daha ortaya çıktı. Banka gibi güvenilir platformlardan altın alıp satmanın, genelde altın bankacılığının teşvik edilmesinde büyük fayda var.
Bankalardaki 676 ton altının 22.5 tonu yurt dışında yaşayan, uyruğu meçhul, kişilere ait. Büyük kısmının "gurbetçi" tabir edilen vatandaşlarımıza ait olduğunu tahmin ediyorum. Tüm altın hesapların yüzde 3.3'üne karşılık gelen bu oran son 5 yılda ikiye katlandı, hızla artıyor.