25 Mayıs 2023 Perşembe

Altın hala mı güvenli liman?

Altının güvenli bir liman olup olmadığı zaman zaman sorgulanır. Bunun teyit edilmiş en güncel cevabı: “evet altın en güvenli limandır”.

Amerika’daki borç krizi tereddütleri sonrası piyasalar dolar harici güvenli liman arayışındalar. Ve bilin bakalım dolardan kaçan profesyonel ve amatör yatırımcıların ilk tercihi hangi yatırım enstrümanı; evet altın.

Bloomberg araştırmasında profesyonel yatırımcıların %52’si, amatör yatırımcıların ise %46’sı açık ara ilk tercihlerinde altını seçiyorlar. (ikinci sırada %14 ve %15 ile hazine kağıtları geliyor).

Zaman zaman demode bir yatırım aracı olduğuna dair değerlendirmelere rastlasak da binlerce yılın gerçeği şu ki altın felaket zamanlarının en güvenilir limanıdır. Son gelişmelerde de bu açıkça teyit ediliyor.

Türkiye’de de pandemi dönemine ilişkin yapılan bir araştırmada da en çok tercih edilen enstrümanın altın olduğu sonucuna ulaşılmıştı.

Son dönemdeki ilginçlik ise şu; enflasyon/faiz odaklı getiri sunan menkul kıymetlerin getiri oranı ile altın fiyatları arasındaki ters ilişkinin kırılmış olması. Faizli enstrümanların getirisi yükselirken yatırımların buraya kayması beklenirken altına olan talep de artıyor.

Velhasıl, binlerce yılın güvenli limanı altın hala krizlerde kaoslarda sığınılacak ilk liman olma özelliğini muhafaza ediyor.

10 Mayıs 2023 Çarşamba

Uçaklarla gelen altın, katırlarla mı gelecek?

Serbest piyasada 1 gram altın fiyatının 1.401 lira olduğu andaki Merkez Bankası’nın ilan ettiği (altının uluslararası piyasalardaki dolar/ons fiyatına göre bizde de olması gereken) fiyat 1.280 lira (10 Mayıs 2023, Saat: 12:00).

Televizyonlarda altının gramını 1200 küsürlerde gören vatandaş kuyumcuya gidince 1400’leri duyunca büyük karmaşa yaşanıyor haliyle.

Bu korkunç farkın 2 temel sebebi var.

İlki, altına müthiş bir talep var. TCMB, nette 30 ton altın satın alarak Singapur ve Çin’in ardından bu yılın ilk üç ayında en çok altın satın alan 3. Merkez bankası oldu dünyada. Özel sektörün, bireylerin altına talebi ise çok daha fazla oldu. Şimdiye kadar hiç görülmemiş bir şekilde Türkiye’nin altın ithalatı 150 tona ulaştı bu üç aylık dönemde.

Farkın ikinci sebebi ise bunca talebe rağmen altın ithalatının “fısıltıyla” yasaklanmış olması. Son 6 ayda yurtdışından ortalama ayda 50 ton altın getiriliyordu. Ancak cari açığa olumsuz etkisi sebebiyle altın ithalatı yapan firmalara altın ithalatı yapmamaları “söylendi”.  Geçtiğimiz ay bu sebeple altın ithalatı 2.8 tonda kaldı.

Altına olan talep rekorlar kırarken, ithalatı yasaklanarak arzı kısıtlandı.

Sonuç, altın olması gereken fiyatın ~%10 üzerinde fiyatlanmaya başlandı.  

Bu ithalat yasağı devam ederse muhtemelen 80’lerdeki gibi dağlardan bayırlardan katırlarla kaçak altın getirilmeye başlanabilir.

Olmaz demeyin, yurtdışından 1 kg altın alıp bunu Türkiye’ye getirerek yapılan satışın brüt karı kiloda 2500-3000 dolar gibi çok ciddi seviyelerde…

20 Eylül 2021 Pazartesi

Keçiboynuzundan gelen “Karat”

Mücevher sektöründe “carat” (ABD’de “karat”) tabirinin kaynağı keçiboynuzudur (carob). 2 şeye işaret eder: değerli taşlarda ağırlık, altında saflık.



2 bin yıl evvel insanlık, dünyanın neresinde yetişirse yetişsin keçiboynuzu çekirdeklerinin hepsinin ağırlığının birbirlerine eşit olduğunu farketmiş ve 1 çekirdeğin ağırlığı 1 karat şeklinde mücevher sektöründe ağırlık ölçüsü olarak benimsenmiş. Bu durum kabaca 2 bin yıl öncesinden başlayarak (Greko-Romen döneminden) böyle devam ettikten sonra 1907’de Paris’te düzenlenen toplantı ile 1 carat=200 miligram olarak standarda bağlanmış. ABD 1913’te, İngiltere ise 1914’te bu yeni ağırlık ölçüsü carat’ı benimsemiş.

Peki keçiboynuzu çekirdeklerinin ağırlığı hepsi birbirine eşit mi?

2006 yılında ABD Ulusal Biyoteknoloji Merkezi tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, bu eski varsayımın tam olarak doğrulanmadığını kesin olarak gösterdi. Keçiboynuzu tohumlarının ağırlığı, araştırılan diğer 63 bitkinin çekirdeğinin çoğu kadar değişkenlik gösterebiliyor. Ancak araştırma, keçiboynuzu ağacının dişi varyantından elde edilen çekirdeklerin ortalama ağırlığının, 1907'de karat için kararlaştırılan 200 mg'a yakın olduğunu doğruladı.

Yani insanlık, 2 bin yıl önce çok pratik bir ortak ağırlık birimi bulmuş ve kullanmış.

İster carat ister karat olarak yazılsın, altında saflığın kısaltması ise tüm dünyada K harfi ile gösterilir, 24K gibi. Ülkemizde karat/carat yerine altın saflığında “ayar” tabiri kullanılır, aynı anlama gelmektedir. 

Altının saflığını bulmak için carat’ı 24’e bölerseniz, altının yüzde kaç saflıkta olduğunu öğrenmiş olursunuz. 18 K altının saflığı=18/24= %75 

Kaynak: Dünya Altın Konseyi

 

29 Ocak 2021 Cuma

Marketler kazandıkları paraları koyacak yer bulamıyor…

 

Pandemi sürecinin incelenmeye değer pek çok tarafı olduğu muhakkak, sosyolojik, psikolojik, ekonomik..

Ekonomik göstergelerin zaten bozulduğu bir dönemde pandemi ekonomisi de devreye girince mağdur olan milyonlarca insan, firma, sektör oldu. Diğer yandan, bu kötü günleri fırsata çevirip kasalarını dolduran sektörler de oldu.

100 liralık ateş ölçerleri 600 liraya satan medikal firmalar çok göze batmadı. Ama hepimizin uğramak zorunda kaldığı marketlerdeki durum, fiyatlar herkesin malumu.

Fiyatlardaki bu pahalılığın sebebini anlamaya çalışıyor, bu artışları dizginlemek için marketlere pazarlara baskınlar düzenleyip fiyat artışlarına karşı gözdağı vermeye çalışıyoruz ama, nafile.

Üreticinin elinden çıkardığı ürünlerin fiyatında fahiş artışlar olmamasına rağmen fiyatları artırarak bu ortamdan en çok "faydalananlar" zincir marketler oldu.

Bilançolarına bakıldığında zincir marketlerin kazandıkları paraları, kârı koyacak yer bulamadıkları görülüyor. Benzetme, kelime oyunu yapmıyorum, gerçekten kazandıkları paraları koyacak yer bulamadılar, paraları bankalara taşıyıp vadeli hesaplara yığdılar ve hatta bol bol yabancı para işlemler yapıp kur artış azalışlarında döviz al-sat yaparak da muazzam karlar elde ettiler.

Bir zincir marketin verileri üzerinden bu durumu nicel hale getirelim.

2019’un ilk 9 ay toplamında cirosu 29,7 milyar lira iken 2020’nin ilk 9 ayında cirosu 40,2 milyar liraya ulaştı. Hasılattaki bu yüzde 35 artışa karşın kâr ne oldu dersiniz? El cevap: 906 milyon lira iken yüzde 97 artarak 1.8 milyar liraya yükseldi! Lütfen dikkat, satışlarınızı yüzde 35 artırıp kârınızı yüzde 97 artırdığınız bir dönem, lale devri değil de ne…

Market zincirinin bankalardaki vadesiz hesaplardaki parası yüzde 208 artarak 333 milyon liraya yükseldi. Vadeli hesaplar için katılım bankalarını tercih eden firmanın katılma hesaplarındaki parası ise 1 milyar 50 milyon TL’yi aştı! Nakit, sadece katılma hesaplarındaki, kar payı aldığı para 1 milyar 50 milyon TL…

Böylelikle market zinciri, kazandığı inanılmaz paraların bir kısmıyla da finansman geliri sağlamaya başladı. 9 aylık dönemde 2020’de 113 milyon lira kar payı alıp, döviz al-sat işlemlerinden de 105 milyon lirayı yanına koydu…

Serbest piyasa iyidir. Lakin bizim gibi gelişmemiş (kibarcası: gelişmekte olan) ülkelerde tam rekabet ortamı mevcut olmadığından serbest piyasanın işlemesi sağlıklı olamıyor maalesef.

“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”in bizi getirdiği yer ortada…

Allah hepimizi 3 harflilerden ve benzerlerinden korusun..

29 Ağustos 2018 Çarşamba

Altın fiyatları arttıkça bankalardaki altınlar da arttı...


Bankaların altın hesaplarında biriken altın miktarı Haziran sonu itibarıyla 180 tona ulaştı. Bu miktarı en son 2014 sonunda görmüştük, o tarihten bu yana bankalardaki altın miktarı en yüksek seviyeye ulaşmış oldu.

Aradaki tutar farkı elbette muazzam: o zamanlar altının gramı 89 lira idi, yani bankalardaki altınların değeri 16.2 milyar TL idi.

Haziran 2018 itibarıyla ise altının gramı 185 TL idi, bankalardaki altınların değeri 33.3 milyar TL’ye ulaşmış oldu.

İşin ilginç olan kısmı ise altın fiyatlarının arttıkça bankalardaki altın hesapların da artması.

Evet, bu ilginç bir durum, çünkü şimdiye kadar şahit olduğumuz durumun aksi bir gelişme.

Şimdiye kadar altın yatırımcısında hep şunu gördük: altın fiyatları arttıkça bankalardaki altın miktarı azaldı, altın yatırımcısı bu artışı bir satış fırsatı olarak gördü, satışlar da bankalardaki altın hesapları eritti.

Şimdi ise, doların yukarı yönlü seyrinin başladığı Mart’tan beri altın fiyatları arttıkça bankalardaki altın miktarı da artıyor.

Bu artış iki türlü olmakta, birincisi, vatandaşlar ellerindeki yastıkaltındaki fiziki altınları bankalara götürmekte ve kaydileştirmekteler.

İkinci yol ise vatandaşlar, ama TL ama yabancı para cinsinden birikimleriyle, bankalardan altın satın almaktalar.

Peki fiyatlar artarken vatandaşlar neden altın almaktalar.

Bunun temelde iki sebebi olabilir.

Birincisi, altın yatırımcısı altın fiyatlarının daha da yukarı gideceğini düşünerek alım yapmakta.

İkincisi, yastıkaltı değerlerin kaydileştirilmesi yönündeki çağrılara olumlu bir cevap olarak vatandaş bankalarda altın hesap açtırmakta, kaydi altın alımı gerçekleştirmekte.

Alımın altında yatan temel sebep ne olursa olsun, bankalardaki varlıkların artışı ülkemiz için güzel bir gelişmedir.

Yastıkaltı varlıkların ekonomik sisteme girerek görünür olmasına her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan günlerdeyiz çünkü…  


24 Ağustos 2017 Perşembe

5 liralık düşüş, bankalara 36 ton altın getirdi!


Bankalardaki altın miktarı Haziran sonu itibarıyla 164 tonu aştı.
Bu altınların parasal büyüklüğü ise 23 milyar liranın üzerinde.
Bu miktarın yüzde 19’u (faizsiz) katılım bankalarında iken, kalan yüzde 81’i ise (faizli) mevduat bankalarında
Altın miktarı olarak bankacılık sektörü daha yüksek rakamları da görmüştü ama, o zamanki fiyatlar şimdiki fiyatlara nazaran düşük olduğu için parasal karşılığı hiç bu kadar yüksek bir düzeye ulaşmadı bankacılık sektöründeki altınların.
Dört sene önce 2013 Haziran sonunda bankacılık sektöründe 268,5 ton (rekor seviye) altın vardı ama altının gramı o zaman 75 lira idi, yani bu altınların toplam değeri 20 milyar lira idi…
Altın yatırımcısının çok tipik, çok öngörülebilir çok basit davranışları var, satın alma yahut satma yönünde; fiyatlar düştükçe altın alınıyor, bankalardaki altınlar artıyor. Fiyatlar yükselmeye başladığında ise bu altınlar satılıyor, bankalardaki altınlar erimeye başlıyor…
Nisan ayını gramı 145,10 lira ile bitiren altın, Mayıs ayında 143,80 ve Haziran sonunda ise 140,90’ı görünce, iki aydaki bu 5 liralık düşüşü fırsat olarak yorumlayan altın yatırımcıları bu iki ayda tam 36 ton altın alımı yaptılar bankalardaki altın hesaplara.
Ülke olarak müthiş bir zenginlik kaynağımız altın. Finansal kurumlara olan güvensizlik başta olmak üzere pek çok sebepten dolayı ekonomik sistem dışında atıl bir şekilde muhafaza ediliyor maalesef.
“Altın tahvili” gibi enstrümanlar ise halkın elindeki altınları sisteme dahil etmek için çok ama çok zayıf fikirler…

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Bankalardaki altınlar eridi, peki neden?

Bankacılık sistemindeki altın hesaplar son 2-3 yılda yakın zamana kadar kıyas kabul etmeyecek derecede artmıştı. Artmıştı dememe bakmayın, halen yüksek miktarda altın mevcut bankalarda. Ancak son bir yıl ile mukayese edince altın hesapların azaldığını görüyoruz. Bir sene evvel, 2013 yarısında, bankalarda yaklaşık 21 milyar TL’lik altın mevcutken, bu yılın yarısında bu tutar 17 milyar TL’ye geriledi. Bu tarihlerdeki altın fiyatını da dikkate alırsak, miktar olarak neredeyse dörtte bir azalma görülüyor bankaların altın hesaplarında.

Bunun sebepleri elbette haklı olarak sorgulanıyor. En başta gelen sebep altın fiyatlarındaki yükseliştir. Geçtiğimiz Mart ayının ortalarında altın atak yaparak fiyatını neredeyse 100 TL’ye çıkardı. Bu fiyat, altına yatırım yapan kesim tarafından satış fırsatı olarak görüldü ve büyük bir kesim altınlarını sattı. Bu satışlar sonrasında bankalardaki altın miktarı epey azaldı. Yakın sayılabilecek bir zamanda 80 liranın altını gören yatırımcılar, şimdiki 90 liralardan altın satın almaya pek hevesli görünmüyorlar.

Tamam, Altın fiyatları yükselince altınlarını satan çok fazla sayıda yatırımcı oldu. Fakat bankalardaki Altın hesapların artışında bir yavaşlama da yok değildi bu durumdan evvel. Bunun en büyük sebebinin de, bankaların pek çoğunun hala hesaplardaki altını müşteriye fiziki altın olarak verememesi olduğunu düşünüyorum. Biz altını bankada, hesapta, kaydi olarak vs her durumda severiz ama fiziksel altından vazgeçemeyiz, görmek dokunmak isteriz. İnsanlar, çok haklı olarak, bankadaki altın hesabındaki altını fiziki olarak almak isteyebilirler. Ancak günümüzde bankaların çoğu müşterilerin bu haklı isteğini karşılayamamakta. Altın hesaplardaki altının sadece parasal karşılığını alabilmek, müşterileri tatmin eden bir uygulama değil. Altın yatırımcılarının bankalardaki altın hesaplara ilgisini körelten fiziki teslimat yapılamaması konusunun çözüme kavuşturulması gerekiyor.

Son bir güncel bilgi de müşterilerin en çok altın tuttuğu bankalar sıralaması olsun. Bu bankalar ve bunlardaki altın hesapların tutarları şöyle:
İş Bankası 2,8 milyar TL,
Kuveyt Türk 1,9 milyar TL,
Garanti 1,8 milyar TL,
Ziraat 1,7 milyar TL,
Halkbank 1,6 milyar TL.