Kaybedilen kimlik kötü amaçlı birilerinin eline geçtiğinde kimlik sahibinin hayatını mahvedebilir.
En yaygın kötüye kullanım şekli kimlik sahibi adına bankadan kredi kullanmak yahut kredi kartı almak şeklinde gerçekleşiyor.
Bankaların işlem yaparken dikkate aldığı 3 tür kimlik var, nüfus cüzdanı, ehliyet ve pasaport. Bunların kaybı halinde hemen karakola gidip kaybı rapor ettirmek, kayıp ilanı vermek ve vergi dairesine yazılı bildirimde bulunmak asla ihmal edilmemesi gereken işlemler.
Bu kimlikler kayıp olmasa dahi bilgileri çalınarak sahte kimlik yapımında kullanılabilir. Bu daha da tehlikeli. Yapılan sahte kimliklerle bankalardan kredi almak, kredi kartı çıkarmak adınıza şirket kurmak vb gibi tehlikeli işlemler mümkün.
Sahte kimlikler üzerinden şirket kurulması da görülen bir durum ancak bankalardan kredi ve kartı alımı çok daha sık görülen sahtekarlıklar arasında. Bu yüzden herkesin en azından 3 ayda bir KKB kayıtlarını kontrol etmesini kesinlikle tavsiye ederim.
KKB nedir? Kredi Kayıt Bürosu isimli, bankaların ortak olduğu, bankaların kurduğu bir kuruluştur. Bu kuruluşa bankalar tüm müşterilerinin borç ve ödeme bilgilerini bildirirler. Yakın bir zamana kadar bu bilgileri sadece bankalar görebiliyordu. Bir süredir KKB, bu bilgileri herkesin kullanımına açtı. Yani şu an herkes kendine ait bilgileri görüntüleyebiliyor.
Bankaların internet şubelerinden veya direkt olarak kkb.com.tr sitesine üye olarak kendinize ait bilgileri zaman zaman kontrol etmenizde fayda var. Buradan alacağınız raporda size ait tüm bankalardan kaç tane ne kadar limitli kredi kartı var, adınıza açılmış bir kredi var mı, bankalara borcunuz var mı vb gibi tüm bilgileri kontrol edebilirsiniz, etmelisiniz. Bu kontrolü ayda bir, üç ayda bir yapıp çok geç olmadan, bilginiz haricinde adınıza çıkarılmış bir kredi kartı, kredi var mı öğrenip tedbir almakta kesinlikle fayda var.
23 Ağustos 2014 Cumartesi
Bankalardaki altınlar TCMB'nin altın rezervlerini geçti!
22 tondan 255 tona... 2009 sonunda halkımızın bankalardaki altın hesaplarda sadece 22 ton altın mevcutken, geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla bu miktar 255 tonu aştı.
Altın hesaplara olan ilgi görüldüğü üzere çok büyük. Bankalardaki paralara verilen devlet güvencesinin altınlar için de geçerli olması bu ilginin sadece bir sebebi. Diğer önemli bir sebep de bankaların halktan fiziki altın toplama projeleri. Bunlardan başka pek çok nedenden ötürü altın hesaplar yıldan yıla artmakta. Bankalardaki bu altınların parasal değeri ise 20 milyar 912 milyon TL. İşin fevkalade ilginç yanı, bu meblağ Merkez Bankası'nın altın rezervlerini geçti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yıl sonu itibarıyla altın rezervlerinin değeri 20 milyar 872 milyon TL. Dünyada eşi benzeri olmayan, bize mahsus bir durum olduğunu sanıyorum bu durumun.
Hemen hemen her bankada altın hesaplar mevcut. Bu hesaplara ilgi duyanların banka seçimini dikkatle yapmalarında fayda var. Dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? En önemlilerinden bir kaç hususu belirtmeliyim.
En başta geleni hesap işletim ücreti olmayan bir banka seçimi. Yatırım için seçilen bankanın müşterisine müteşekkir olması gerekirken, aksine, bankanın müşterisinden hesap işletim ücreti almasına müsaade edilmemeli.
Hesaplardaki altınları fiziksel olarak müşterisine teslim edebilecek bir bankanın tercih edilmesi önemli. Şu an her banka, hesaplardaki altınları müşterilerine altın olarak teslim edemeyebiliyor. Çoğu banka, hesaplarındaki altınlarını, bu altınların bir kısmını dahi isteyen müşterilerine bunların o anki parasal karşılıklarını verebiliyor sadece.
Yukarıdaki çok önemli iki husustan sonra dikkat edilmesi gereken bir başka önemli husus da altın alım satım fiyatları arasındaki fiyat farkının makul bir seviyede olması gerekliliğidir. Makul seviyeden kastım 50-80 kuruş arası bir rakamdır.
Otoritenin ve bankaların yapması gereken, bu altın hesaplar çığ gibi arttıkça bunların en verimli şekilde nasıl değerlendirileceğidir...
Altın hesaplara olan ilgi görüldüğü üzere çok büyük. Bankalardaki paralara verilen devlet güvencesinin altınlar için de geçerli olması bu ilginin sadece bir sebebi. Diğer önemli bir sebep de bankaların halktan fiziki altın toplama projeleri. Bunlardan başka pek çok nedenden ötürü altın hesaplar yıldan yıla artmakta. Bankalardaki bu altınların parasal değeri ise 20 milyar 912 milyon TL. İşin fevkalade ilginç yanı, bu meblağ Merkez Bankası'nın altın rezervlerini geçti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yıl sonu itibarıyla altın rezervlerinin değeri 20 milyar 872 milyon TL. Dünyada eşi benzeri olmayan, bize mahsus bir durum olduğunu sanıyorum bu durumun.
Hemen hemen her bankada altın hesaplar mevcut. Bu hesaplara ilgi duyanların banka seçimini dikkatle yapmalarında fayda var. Dikkat edilmesi gerekenler nelerdir? En önemlilerinden bir kaç hususu belirtmeliyim.
En başta geleni hesap işletim ücreti olmayan bir banka seçimi. Yatırım için seçilen bankanın müşterisine müteşekkir olması gerekirken, aksine, bankanın müşterisinden hesap işletim ücreti almasına müsaade edilmemeli.
Hesaplardaki altınları fiziksel olarak müşterisine teslim edebilecek bir bankanın tercih edilmesi önemli. Şu an her banka, hesaplardaki altınları müşterilerine altın olarak teslim edemeyebiliyor. Çoğu banka, hesaplarındaki altınlarını, bu altınların bir kısmını dahi isteyen müşterilerine bunların o anki parasal karşılıklarını verebiliyor sadece.
Yukarıdaki çok önemli iki husustan sonra dikkat edilmesi gereken bir başka önemli husus da altın alım satım fiyatları arasındaki fiyat farkının makul bir seviyede olması gerekliliğidir. Makul seviyeden kastım 50-80 kuruş arası bir rakamdır.
Otoritenin ve bankaların yapması gereken, bu altın hesaplar çığ gibi arttıkça bunların en verimli şekilde nasıl değerlendirileceğidir...
2013'ün ardından katılım bankaları
Katılım bankaları ülkemizde faizsiz bankacılık prensiplerine göre faaliyette bulunan bankalar. Faaliyetteki dört katılım bankasının toplam 965 şubesi ve 16800 personeli bulunuyor. Mevcut 3 kamu bankasının da katılım bankası kurmak için hazırlık yaptıkları biliniyor.
Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payları gittikçe artıyor. Aktif büyüklük açısından baktığımızda bankacılık sektörü içindeki payları yüzde 5,5. Kamu bankaları da katılım bankası olarak sisteme dahil olursa katılım bankalarının sektördeki payı ve müşteri tabanı hatırı sayılır ölçüde artacaktır.
Katılım bankaları geçtiğimiz yılı nasıl bitirdiler? Yerlerinin netleşmesi için bazı önemli kalemlerde mevduat bankaları ile katılım bankaları arasında kıyaslamalar yapmakta fayda var.
Katılım bankalarının verdiği kredi miktarı şube başına 74 milyon TL iken bu rakam mevduat bankalarında 91 milyon TL. Kredilerde mevduat bankalarının daha agresif oldukları aşikar. Bu konuda önemli bir husus, geçtiğimiz yıl katılım bankalarının genel olarak kredilerdeki sektör payı düşerken bireysel kredilerdeki payları arttı.
Verilen kredilerin takibe düşme oranına baktığımızda katılım bankalarının verdiği her 100TL’lik kredinin 3,37 TL’sinin takipteki alacaklara düştüğü görülüyor. Mevduat bankalarında bu oran 2,79.
Mevduatlara baktığımızda katılım bankalarında şube başına toplam 68 milyon TL mevduat olduğu görülüyor. Bu tutar mevduat bankalarında 83 milyon TL. Bankaların topladıkları paralarla alakalı iki önemli husus var. İlki, katılım bankalarındaki her 100 TL’lik mevduatın 25 TL’si cari hesaplarda, yani müşteriler bu paralardan kar payı almıyorlar, para sadece bankada muhafaza edilmiş oluyor. Mevduat bankalarında bu oran 18. İkinci önemli husus paraların büyüklüğü ile alakalı. Katılım bankalarındaki toplam mevduatın yüzde 35’i 1 milyon üzeri para bulunan hesapların bakiyelerinden oluşuyor. Mevduat bankalarındaki toplam mevduatın ise yarısından fazlası 1 milyon TL üzeri bakiyesi bulunan hesaplar.
Gelirlere ve karlara bakıldığında katılım bankaları 100 TL’lik özkaynaklarına karşın 14 TL net kar elde etmişler. Mevduat bankalarında bu oran 15’in üzerinde. Mevduat bankalarının karlılık oranları katılım bankalarından genelde daha yüksek gerçekleşiyor. Bu kalemlerdeki ilginç husus, bankaların toplam gelirleri içindeki ücret, komisyon ve bankacılık hizmet gelirleri (BHG) oranları. Katılım bankalarının her 100 TL’lik toplam gelirlerinin 17 TL’si ücret, komisyon ve BHG’den oluşurken mevduat bankalarında bu oran 14.
Yıllar boyunca sektördeki paylarını bir türlü tatmin edici bir şekilde arttıramayan katılım bankalarına kamu bankalarının desteği işe yarayabilir.
Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payları gittikçe artıyor. Aktif büyüklük açısından baktığımızda bankacılık sektörü içindeki payları yüzde 5,5. Kamu bankaları da katılım bankası olarak sisteme dahil olursa katılım bankalarının sektördeki payı ve müşteri tabanı hatırı sayılır ölçüde artacaktır.
Katılım bankaları geçtiğimiz yılı nasıl bitirdiler? Yerlerinin netleşmesi için bazı önemli kalemlerde mevduat bankaları ile katılım bankaları arasında kıyaslamalar yapmakta fayda var.
Katılım bankalarının verdiği kredi miktarı şube başına 74 milyon TL iken bu rakam mevduat bankalarında 91 milyon TL. Kredilerde mevduat bankalarının daha agresif oldukları aşikar. Bu konuda önemli bir husus, geçtiğimiz yıl katılım bankalarının genel olarak kredilerdeki sektör payı düşerken bireysel kredilerdeki payları arttı.
Verilen kredilerin takibe düşme oranına baktığımızda katılım bankalarının verdiği her 100TL’lik kredinin 3,37 TL’sinin takipteki alacaklara düştüğü görülüyor. Mevduat bankalarında bu oran 2,79.
Mevduatlara baktığımızda katılım bankalarında şube başına toplam 68 milyon TL mevduat olduğu görülüyor. Bu tutar mevduat bankalarında 83 milyon TL. Bankaların topladıkları paralarla alakalı iki önemli husus var. İlki, katılım bankalarındaki her 100 TL’lik mevduatın 25 TL’si cari hesaplarda, yani müşteriler bu paralardan kar payı almıyorlar, para sadece bankada muhafaza edilmiş oluyor. Mevduat bankalarında bu oran 18. İkinci önemli husus paraların büyüklüğü ile alakalı. Katılım bankalarındaki toplam mevduatın yüzde 35’i 1 milyon üzeri para bulunan hesapların bakiyelerinden oluşuyor. Mevduat bankalarındaki toplam mevduatın ise yarısından fazlası 1 milyon TL üzeri bakiyesi bulunan hesaplar.
Gelirlere ve karlara bakıldığında katılım bankaları 100 TL’lik özkaynaklarına karşın 14 TL net kar elde etmişler. Mevduat bankalarında bu oran 15’in üzerinde. Mevduat bankalarının karlılık oranları katılım bankalarından genelde daha yüksek gerçekleşiyor. Bu kalemlerdeki ilginç husus, bankaların toplam gelirleri içindeki ücret, komisyon ve bankacılık hizmet gelirleri (BHG) oranları. Katılım bankalarının her 100 TL’lik toplam gelirlerinin 17 TL’si ücret, komisyon ve BHG’den oluşurken mevduat bankalarında bu oran 14.
Yıllar boyunca sektördeki paylarını bir türlü tatmin edici bir şekilde arttıramayan katılım bankalarına kamu bankalarının desteği işe yarayabilir.
Darphane çılgınlar gibi altın bastı
Darphane geçtiğimiz yıl çılgınlar gibi altın bastı, altın üretimi rekor kırdı. İki ayı geçen darphane grevine rağmen yıl genelinde basılan altın miktarı yaklaşık 100 ton oldu. 2012 ve önceki 7 yılın ortalaması 53 ton idi. Darphane gelen sipariş ve talepler üzerine altın basmakta, dolayısıyla bu 100 ton altının hepsi gelen talebi karşılamaya yönelikti.
Fiziki altını seviyoruz. Bu kötü bir şey değil, bilakis, yatırım danışmanları altına yatırım yapılacaksa özellikle fiziki altına yahut arkasında fiziki altın olan varlıklara yatırım yapmayı ısrarla tavsiye ediyorlar. Ancak bizde bir sorun var, fiziki altına yapılan yatırımların çok büyük bir kısmı kayıt dışı kalmakta. Önemli miktarda varlığımız olmasına rağmen resmiyete bunları yansıtamadığımız için tasarruf oranlarımız çok düşük çıkıyor, bu da ülkemizle alakalı tüm raporlamalara olumsuz yansıyor.
Öte yandan, kayıtlı altın tasarrufunun vatanı olan mevduat bankalarındaki ve katılım bankalarındaki altın miktarı 250 tonu aştı. 22 milyar TL üzerindeki değeri bulan bu miktar, olması gerekenin çok altında. Yapılması gereken şudur, bilezik küpe vs gibi takı olarak altın almak isteyen kesime kuyumcular hitap etmeye devam etmelidir. Ancak yatırım amacıyla altın alımlarının bir şekilde kayıt altındaki sisteme kanalize edilmesi elzemdir. Altın birikimlerinin kayıt altına alınması için hem bireyler hem de kurumlar için teşvik edici bir takım düzenlemelerle bu işin önü açılabilir. Katılım bankalarının, altın hesaplardaki miktar kadar fiziki altın bulundurmalarının, altın yatırımcıları için önemli bir tercih nedeni ve güven unsuru olduğunu düşünüyorum. Altın bankacılığı yapan bankaların, istenildiğinde hesaptaki altınları fiziki altın olarak müşterilerine verebilmeleri çok önemli bir merhale olacaktır. Devletin altın hesaplar için garanti kapsamını genişletmesi, altın ile alakalı kamu spotlarının hazırlanması, insanlarda bu konuda bir farkındalık oluşturulması önemli konulardır.
Bir de, darphane altınlarına (çeyrek, yarım tam vs) yatırım yapmanın acıklı bir tarafı var. Bu altınları alanlar piyasanın en insaflı olduğu zamanlarda dahi altının gramını 3-5 lira daha pahalıya satın almış oluyorlar. Klasik altına yatırım yapan bir kitle her zaman olacaktır elbet ama altın yatırımcısı bilinçlendikçe bu piyasada pek çok şey değişecektir.
Fiziki altını seviyoruz. Bu kötü bir şey değil, bilakis, yatırım danışmanları altına yatırım yapılacaksa özellikle fiziki altına yahut arkasında fiziki altın olan varlıklara yatırım yapmayı ısrarla tavsiye ediyorlar. Ancak bizde bir sorun var, fiziki altına yapılan yatırımların çok büyük bir kısmı kayıt dışı kalmakta. Önemli miktarda varlığımız olmasına rağmen resmiyete bunları yansıtamadığımız için tasarruf oranlarımız çok düşük çıkıyor, bu da ülkemizle alakalı tüm raporlamalara olumsuz yansıyor.
Öte yandan, kayıtlı altın tasarrufunun vatanı olan mevduat bankalarındaki ve katılım bankalarındaki altın miktarı 250 tonu aştı. 22 milyar TL üzerindeki değeri bulan bu miktar, olması gerekenin çok altında. Yapılması gereken şudur, bilezik küpe vs gibi takı olarak altın almak isteyen kesime kuyumcular hitap etmeye devam etmelidir. Ancak yatırım amacıyla altın alımlarının bir şekilde kayıt altındaki sisteme kanalize edilmesi elzemdir. Altın birikimlerinin kayıt altına alınması için hem bireyler hem de kurumlar için teşvik edici bir takım düzenlemelerle bu işin önü açılabilir. Katılım bankalarının, altın hesaplardaki miktar kadar fiziki altın bulundurmalarının, altın yatırımcıları için önemli bir tercih nedeni ve güven unsuru olduğunu düşünüyorum. Altın bankacılığı yapan bankaların, istenildiğinde hesaptaki altınları fiziki altın olarak müşterilerine verebilmeleri çok önemli bir merhale olacaktır. Devletin altın hesaplar için garanti kapsamını genişletmesi, altın ile alakalı kamu spotlarının hazırlanması, insanlarda bu konuda bir farkındalık oluşturulması önemli konulardır.
Bir de, darphane altınlarına (çeyrek, yarım tam vs) yatırım yapmanın acıklı bir tarafı var. Bu altınları alanlar piyasanın en insaflı olduğu zamanlarda dahi altının gramını 3-5 lira daha pahalıya satın almış oluyorlar. Klasik altına yatırım yapan bir kitle her zaman olacaktır elbet ama altın yatırımcısı bilinçlendikçe bu piyasada pek çok şey değişecektir.
Taksitle Altın
Kredi kartıyla taksitli alışveriş kısıtlandı bazı sektörlerde. Yılın son günü Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelikle telekomünikasyon, yemek, gıda, akaryakıt ve kuyum sektörlerinde kredi kartıyla taksitli satışlara tamamen son verildi.
Bunun amacı tüketimi borçlanmayı dizginlemek.
“Tüketim” açısından bakıldığında, yukarıda sayılan sektörlerden “kuyum” hemen göze batıyor zaten. Kredi kartıyla altın alımlarında taksiti yasaklamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Kuyumcudan altın alınır, altın ise yatırım araçları arasında önemli bir yere sahiptir. İnsanların bu enstrümana kredi kartlarıyla taksitli bir şekilde ulaşabilmelerinin önünü kesmeyi doğru bulmuyorum.
Taksitle altın alan insanlar temelde ikiye ayrılıyor.
Bunlardan birisi, altını kredi kartıyla ve taksitle satın alıp, hemen bozduranlar, parasını alanlar. Bunlar kendi kendilerini altın üzerinden, bankayı kredi anlamında kısmen devre dışı bırakarak, kredilendirmiş oluyorlardı. Bu işlemin güncel fiyatlarla kişiye yıllık maliyeti yüzde 10-11’dir. Bireysel ihtiyaç kredisi için bankadan kredi kullananların şu anda katlandıkları yıllık maliyet en düşük yüzde 17’den başlıyor ve yüzde 35’e kadar çıkıyor. Altının bu şekilde devreden çıkarılması tabi ki en çok bankaların işine yarayacak.
Kredi kartıyla taksitle altın alan diğer bir grup ise yatırım amacıyla hareket edenler yahut hediye takı alanlar idi. Bu grubun da sayısının epey fazla olduğu kanaatindeyim. Bu satın alımların “tüketim”le uzaktan yakından bir alakasının olmadığını izaha gerek bile yok. Düğünler için satın alınan faturası yüklü altın alımlarında insanlar kredi kartıyla taksitli alımları sıklıkla kullanıyordu. Bu kapının kapanması insanları başka arayışlara itecektir.
Kuyumculuk sektöründe taksitli satışların yasaklanması sektörde sıkıntılara sebebiyet verebilir.
Düğün ayları gelmeden bu hatadan dönüleceğini zannediyorum.
Bunun amacı tüketimi borçlanmayı dizginlemek.
“Tüketim” açısından bakıldığında, yukarıda sayılan sektörlerden “kuyum” hemen göze batıyor zaten. Kredi kartıyla altın alımlarında taksiti yasaklamanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Kuyumcudan altın alınır, altın ise yatırım araçları arasında önemli bir yere sahiptir. İnsanların bu enstrümana kredi kartlarıyla taksitli bir şekilde ulaşabilmelerinin önünü kesmeyi doğru bulmuyorum.
Taksitle altın alan insanlar temelde ikiye ayrılıyor.
Bunlardan birisi, altını kredi kartıyla ve taksitle satın alıp, hemen bozduranlar, parasını alanlar. Bunlar kendi kendilerini altın üzerinden, bankayı kredi anlamında kısmen devre dışı bırakarak, kredilendirmiş oluyorlardı. Bu işlemin güncel fiyatlarla kişiye yıllık maliyeti yüzde 10-11’dir. Bireysel ihtiyaç kredisi için bankadan kredi kullananların şu anda katlandıkları yıllık maliyet en düşük yüzde 17’den başlıyor ve yüzde 35’e kadar çıkıyor. Altının bu şekilde devreden çıkarılması tabi ki en çok bankaların işine yarayacak.
Kredi kartıyla taksitle altın alan diğer bir grup ise yatırım amacıyla hareket edenler yahut hediye takı alanlar idi. Bu grubun da sayısının epey fazla olduğu kanaatindeyim. Bu satın alımların “tüketim”le uzaktan yakından bir alakasının olmadığını izaha gerek bile yok. Düğünler için satın alınan faturası yüklü altın alımlarında insanlar kredi kartıyla taksitli alımları sıklıkla kullanıyordu. Bu kapının kapanması insanları başka arayışlara itecektir.
Kuyumculuk sektöründe taksitli satışların yasaklanması sektörde sıkıntılara sebebiyet verebilir.
Düğün ayları gelmeden bu hatadan dönüleceğini zannediyorum.
2014'te ilk 10'a gireceğiz...
En çok altını olan ülkeler listesinden bahsediyorum. Uzun yıllar 100-120 ton arasında seyreden altın rezervimiz altın bankacılığının başlaması ve Merkez Bankası'nın teşvikiyle yastık altından çıkıp kayıt altına girmeye başladı. Epey bir süre sıralamada 29. ülke iken bu gelişmelerden sonra listede hızla yükselmeye başladık. En güncel verilere göre de 503 ton altın rezervi ile dünya sıralamasında 11. sıraya yerleştik. Listedeki ülkelerin altın verilerinde pek değişiklik olmuyor. Elbet altın alıp rezervlerini arttıranlar oluyor, satıp altın miktarını düşürenler oluyor ama bunlar sıralamayı değiştirecek ölçüde ciddi değişiklikler oluşturmuyor. Bizim durumumuz ise ilginç, biz sadece var olan bir kaynağı ortaya çıkarıyoruz, sisteme dahil ediyoruz. Yurt dışından yüklü alımlar yapmadan sadece 'zula'daki altınlarımızı ekonomik sisteme monte ediyoruz. Bu bankalar vasıtasıyla oluyor, kısa sürede altın bankacılığı çok yol katetti, ama daha yolun başındayız. Bu yıl gösterilen performans 2014'te de sergilenirse, ki şüphem yok daha iyisi olacaktır, en çok altını olan ülkeler sıralamasında, önümüzdeki ülke Hindistan'ı geçerek, ilk 10 ülke arasında yer alacağız. Bu iyi bir şey mi, bize ne kazandıracak? Evet bu iyi bir şey. İlla ki ilk 10 arasında olmak gibi bir takıntıya hacet yok, burada önemli olan kör kuyularda, kenarda-köşede atıl vaziyette saklanan değerlerin sisteme dahil olması, kayıt altında olması. Altınlar kayıt altına girdikçe ülke olarak bunları bir varlık, bir değer olarak makro ekonomik verilerde kullanabileceğiz. Finansal sistemin hacminin artmasına, tasarruf oranlarının pozitif yönde etkilenmesine ve daha bir çok kalemde uluslararası rating kuruluşlarının değerlendirmelerindeki kritik noktalarda olumlu destek göstergeler olacaktır altın. Malum, yüksek not alıp yatırım çekebilmek ve uluslararası piyasalardan daha uygun maliyetlerle borçlanabilmek için rating kuruluşlarının notları hayati öneme sahip.
Altın fiyatları artsa da düşse de hepimiz biliyoruz ki biz millet olarak altın almaya hep devam edeceğiz. Nesillerdir süregelen bir alışkanlık bizde altına yatırım, hiç bir zaman cazibesini yitirmedi, yitirmeyecek. Bu zenginliğimizi ekonomik sisteme taşıyabilmek, kayıt altına alabilmek için kafa yormamız gerekiyor.
En çok altını olan ülkeler sıralaması, Aralık 2013:
ABD 8133 ton
Almanya 3387 ton
İtalya 2451 ton
Fransa 2435 ton
Çin 1054 ton
İsviçre 1040 ton
Rusya 1015 ton
Japonya 765 ton
Hollanda 612 ton
Hindistan 557 ton
TÜRKİYE 503 ton
Tayvan 423 ton
Portekiz 382 ton
Venezüella 367 ton
S.Arabistan 322 ton
İngiltere 310 ton
Lübnan 286 ton
İspanya 281 ton
Avusturya 280 ton
Belçika 227 ton
Altın fiyatları artsa da düşse de hepimiz biliyoruz ki biz millet olarak altın almaya hep devam edeceğiz. Nesillerdir süregelen bir alışkanlık bizde altına yatırım, hiç bir zaman cazibesini yitirmedi, yitirmeyecek. Bu zenginliğimizi ekonomik sisteme taşıyabilmek, kayıt altına alabilmek için kafa yormamız gerekiyor.
En çok altını olan ülkeler sıralaması, Aralık 2013:
ABD 8133 ton
Almanya 3387 ton
İtalya 2451 ton
Fransa 2435 ton
Çin 1054 ton
İsviçre 1040 ton
Rusya 1015 ton
Japonya 765 ton
Hollanda 612 ton
Hindistan 557 ton
TÜRKİYE 503 ton
Tayvan 423 ton
Portekiz 382 ton
Venezüella 367 ton
S.Arabistan 322 ton
İngiltere 310 ton
Lübnan 286 ton
İspanya 281 ton
Avusturya 280 ton
Belçika 227 ton
18 Ocak 2014 Cumartesi
Some facts about gold
174 thousand of gold mined since the beginning of civilisation. Two thirds of that amount after the year 1950
Remaining gold amount underground is estimated 51 thousand tons .
If we can melt all the mined golds in the world, it would fit in a 21 cubic meters. That is equivalent to an Olympic pool.
Gold melts at 1064 degrees (celcius) and boiles at 2808 degrees (celcius)
Maximum carat is 24, that is 100% pure gold. There is a very simple way to find out pure gold percentage at different carats: divide the carat by 24, that is the percentage of pure gold. For example, 18 carats/24: 0,75. That means 18 carat gold has 75% of pure gold. 14 carat/24: 0,58. That's right, 14 carat has 58% pure gold. (other is generally silver, copper)
None of gold jewelry is pure gold (24 carat) on the market because 24 carat gold is too soft to be a jewelry.
Turkey and India has the highest carat in gold jewelry:22 carat. 21 carat is common in Middle East. 18 carat is the standard carat for gold jewelry in the world. In the US, 14 is the common carat.
There was no gold production (mining) before the year 2001 in Turkey. In 2011, 25 tons of gold produced in Turkey and the country became the most gold producing country in Euro Zone. Turkey aims to produce at least 30 tons of gold every year.
In Turkey, there are estimated 5000 tons of gold under the bed.
Turkey's official gold reserves are 503 tons. 11th most gold reserve country in the world as December 2013
There are 255 tons gold in gold accounts in banks in Turkey. The value is over 21 billion USD. This amount is 2,5% of total bank deposits.
14 banks collect scrap gold in Turkey, that project is the first and the only one in the world.
Kuveyt Turk Bank sells gold coins from its regular ATMs. This is the first and the only in the world.
Gold Fixing in London began in 1919. London is the center of the gold market. London Bullion Market Association (LBMA) is the most respected association in world gold market. Only 67 gold refinery from 26 different countries are accredited to LBMA and 3 of them are from Turkey.
Remaining gold amount underground is estimated 51 thousand tons .
If we can melt all the mined golds in the world, it would fit in a 21 cubic meters. That is equivalent to an Olympic pool.
Gold melts at 1064 degrees (celcius) and boiles at 2808 degrees (celcius)
Maximum carat is 24, that is 100% pure gold. There is a very simple way to find out pure gold percentage at different carats: divide the carat by 24, that is the percentage of pure gold. For example, 18 carats/24: 0,75. That means 18 carat gold has 75% of pure gold. 14 carat/24: 0,58. That's right, 14 carat has 58% pure gold. (other is generally silver, copper)
None of gold jewelry is pure gold (24 carat) on the market because 24 carat gold is too soft to be a jewelry.
Turkey and India has the highest carat in gold jewelry:22 carat. 21 carat is common in Middle East. 18 carat is the standard carat for gold jewelry in the world. In the US, 14 is the common carat.
There was no gold production (mining) before the year 2001 in Turkey. In 2011, 25 tons of gold produced in Turkey and the country became the most gold producing country in Euro Zone. Turkey aims to produce at least 30 tons of gold every year.
In Turkey, there are estimated 5000 tons of gold under the bed.
Turkey's official gold reserves are 503 tons. 11th most gold reserve country in the world as December 2013
There are 255 tons gold in gold accounts in banks in Turkey. The value is over 21 billion USD. This amount is 2,5% of total bank deposits.
14 banks collect scrap gold in Turkey, that project is the first and the only one in the world.
Kuveyt Turk Bank sells gold coins from its regular ATMs. This is the first and the only in the world.
Gold Fixing in London began in 1919. London is the center of the gold market. London Bullion Market Association (LBMA) is the most respected association in world gold market. Only 67 gold refinery from 26 different countries are accredited to LBMA and 3 of them are from Turkey.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
