20 Temmuz 2023 Perşembe
19 Haziran 2023 Pazartesi
Doktor mutsuz, hasta mutsuz, eczacı mutsuz…
“Beğenmediğimiz” 90’ların sağlık sisteminde
sabahın köründe kalkar, muayene olmak istediğimiz hastaneye-bölüme gider
hastalar olarak kendi aramızda ilk gelen-sıraya girer usulü listemizi yapardık.
Mesai başlar, doktorlar gelir, o listedeki hastaları muayene ederdi, ilacımızı
alıp eve dönerdik.
Şimdi MHRS denen sistemden randevu almaya
çalışıyoruz ama randevu yok...
Çocuk: yok!
Cildiye: kim kaybetmiş?
Kulak Burun Boğaz: ne münasebet!?
Göz: haddinizi aşıyorsunuz!!!
Devasa hastane binaları var ama randevu yok.
Randevu aramakta çok ısrarcı olursanız da MHRS
denen sistem sizi blokluyor, “bu kadar çok arama hayatın olağan akışına aykırı”
açıklamasıyla.
Asgari ücretlinin o mütevazi maaşından dahi her ay
-gelir vergisini geçtim- SGK’ya her ay 3 bin liraya yakın para ödeniyor.
Ama bu primlerin karşılığı devlet hastanelerinden
randevu alamayıp bir şekilde özel hastanelerin kucağına itiliyoruz.
Randevu yokluğu gündemde kalmıyor, sağlıkta da her
şey yolunda imiş gibi yapıp hayatımıza devam ediyoruz…
Hayırlı haftalar cümleten…
5 Haziran 2023 Pazartesi
"Araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
Dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. Tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “Üle Haso! Bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.” Memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “Olur Ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.” Ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor.
Çiftliğe yaklaşırlarken, Haso düşünceli, kederli soruyor: “Ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
Ortodoks politikalar izleyen Mehmet Şimşek türlü türlü laflar edilerek görevinden alınmıştı 2015'te, ki dolar 2,87 enflasyon %8,10 (aylık değil yıllık!) idi.
Bu ekip işi bilmiyor deyip sonraki ekiplerle geldiğimiz nokta ortada.
Şimdi yeniden Şimşek, yeniden ortodoks politikalar..
E biz bu kadar....
2 Haziran 2023 Cuma
28 yaşında CEO mu olurmuş!
Alelade
bir firma değil sözkonusu firma, 30 bin çalışanla yıllık 10 milyar € ciro yapan
Leroy Merlin.
Ülkede
bu atama büyük yankı uyandırdı. Tahmin edilebileceği gibi, “Agathe’nin şirket
sahibi aile ile ilişkileri iyidir de bu sebeple bu göreve atanmıştır, yoksa bu
yaşta birinin böylesi bir göreve getirilmesi imkansız” görüşünü
dillendirenlerin sesi epey gür çıktı.
Firma ise yeni atanan CEO’nun, şirkette başarılı geçen 7 yılının ardından
tamamen liyakat esasına göre bu göreve getirildiği açıklandı.
CEO
yaş ortalaması yıllardan sonra ilk kez düşmeye başladı ve 56 olan yaş ortalaması
53’e geriledi. Yeni atanan CEO’lar, Agathe kadar olmasa da, genç yaştaki
çalışanlardan seçilecek ve yaş ortalaması daha da düşecektir.
Bunun
en önemli 2 sebebi var. İlki, 3 harfliler, artık işi yapan ekiple “takım” olmak
zorunda, CEO da ekibin bir parçası olmalı, takımın içine girip ekiple birlikte
işlerin bir ölçüde parçası olmalı. Yaşı ileri olan (60+) yöneticilerin çalışma
kültürü, genç nesil ile uyumlu bir takım halinde çalışmaya çok uygun olmuyor
genelde.
İkincisi,
müthiş bir teknolojik dönüşüm yaşanıyor ve yaşanacak. Yaşı ileri CEO’ların
güncel teknolojiyi ıskalama ihtimali şirket hissedarlarını korkutuyor. Yapay
Zeka’nın konuşulduğu bir zamanda akıllı telefonunun temel özelliklerini dahi
kullanamayan bir profilin şirketleri bu dönüşüme adapte edip edemeyeceği
riskini göze almak istemiyor hissedarlar.
20’li
yaşlarda CEO atamak çok iddialı olsa da şu bir gerçek, CEO yaşları hızla
gençleşecek.
1 Haziran 2023 Perşembe
Yapay Zeka ile soluklanır mıyız?
“1970’lerde günde 20 saate yakın çalışırdım, şimdiyse (sene 1984) 3-4 saatte işim bitiyor”
40 küsür müşterisi olan Amerikalı muhasebeci Don
Jackson’ın bilgisayar öncesi ve sonrası iş hayatını kıyasladığı bir cümlesi.
Bilgisayarla (excel benzeri bir programla)
tanıştıktan sonra daha az çalışmaya başladı, teknoloji O’na sevdiği şeylere
daha fazla zaman ayırmasına imkan sağladı.
Teknoloji iş hayatımızı kolaylaştırıyor, 1980’lerden
bu yana muhteşem gelişmeler oldu.
Şu an kullandığımız cihazlarla bunlar olmadan günler sürecek işler saatler içinde, saatler sürecek işler ise dakikalar içinde yapılabiliyor.
Peki bu süratten arta kalan zamanla ne yapılıyor?
Bu “ilave zaman” günümüzde çalışanların özel
hayatlarına nasıl bir katkıda bulunuyor?
1980’lerden bu yana iş günleri aynı, çalışma
saatleri aynı.
Tasarruf edilen zaman daha çok çalışmak için
kullanılıyor…
‘Yapay Zeka’nın konuşulduğu günümüzde işlerin
nasıl da kolaylaşacağı, “eskiden” uzun zaman isteyen araştırmaların kısa bir
zamanda sonuçlanacağı anlatılıyor.
Ne dersiniz, yapay zeka’yı çalıştırıp insanlar
biraz soluklanırlar mı, yoksa yapay zekadan elde edilen zaman, daha da çok çalışmak
için mi kullanılır…
Ömrümüz yeterse yaşayıp göreceğiz…
25 Mayıs 2023 Perşembe
Altın hala mı güvenli liman?
Amerika’daki borç krizi
tereddütleri sonrası piyasalar dolar harici güvenli liman arayışındalar. Ve
bilin bakalım dolardan kaçan profesyonel ve amatör yatırımcıların ilk tercihi
hangi yatırım enstrümanı; evet altın.
Bloomberg
araştırmasında profesyonel yatırımcıların %52’si, amatör yatırımcıların ise
%46’sı açık ara ilk tercihlerinde altını seçiyorlar. (ikinci sırada %14 ve %15
ile hazine kağıtları geliyor).
Zaman zaman demode bir yatırım aracı olduğuna dair
değerlendirmelere rastlasak da binlerce yılın gerçeği şu ki altın felaket
zamanlarının en güvenilir limanıdır. Son gelişmelerde de bu açıkça teyit
ediliyor.
Türkiye’de de pandemi dönemine ilişkin yapılan bir
araştırmada da en çok tercih edilen enstrümanın altın olduğu sonucuna
ulaşılmıştı.
Son dönemdeki ilginçlik ise şu; enflasyon/faiz
odaklı getiri sunan menkul kıymetlerin getiri oranı ile altın fiyatları
arasındaki ters ilişkinin kırılmış olması. Faizli enstrümanların getirisi yükselirken
yatırımların buraya kayması beklenirken altına olan talep de artıyor.
Velhasıl, binlerce yılın güvenli limanı altın hala
krizlerde kaoslarda sığınılacak ilk liman olma özelliğini muhafaza ediyor.
10 Mayıs 2023 Çarşamba
Uçaklarla gelen altın, katırlarla mı gelecek?
Televizyonlarda altının gramını 1200 küsürlerde
gören vatandaş kuyumcuya gidince 1400’leri duyunca büyük karmaşa yaşanıyor
haliyle.
Bu korkunç farkın 2 temel sebebi var.
İlki, altına müthiş bir talep var. TCMB, nette 30
ton altın satın alarak Singapur ve Çin’in ardından bu yılın ilk üç ayında en
çok altın satın alan 3. Merkez bankası oldu dünyada. Özel sektörün, bireylerin
altına talebi ise çok daha fazla oldu. Şimdiye kadar hiç görülmemiş bir şekilde
Türkiye’nin altın ithalatı 150 tona ulaştı bu üç aylık dönemde.
Farkın ikinci sebebi ise bunca talebe rağmen altın
ithalatının “fısıltıyla” yasaklanmış olması. Son 6 ayda yurtdışından ortalama
ayda 50 ton altın getiriliyordu. Ancak cari açığa olumsuz etkisi sebebiyle
altın ithalatı yapan firmalara altın ithalatı yapmamaları “söylendi”. Geçtiğimiz ay bu sebeple altın ithalatı 2.8
tonda kaldı.
Altına olan talep rekorlar kırarken, ithalatı
yasaklanarak arzı kısıtlandı.
Sonuç, altın olması gereken fiyatın ~%10 üzerinde
fiyatlanmaya başlandı.
Bu ithalat yasağı devam ederse muhtemelen 80’lerdeki
gibi dağlardan bayırlardan katırlarla kaçak altın getirilmeye başlanabilir.
Olmaz demeyin, yurtdışından 1 kg altın alıp bunu
Türkiye’ye getirerek yapılan satışın brüt karı kiloda 2500-3000 dolar gibi çok
ciddi seviyelerde…